Enerji ve Ulaştırma Ağlarıyla Bölgesel Bütünleşme

Enerji ve Ulaştırma Ağlarıyla Bölgesel Bütünleşme

Ülkemizin enerji sektörü son yıllarda ekonomik büyüme ve nüfus artışı gibi faktörlerin etkisiyle büyük bir değişim ve gelişime sahne olmaktadır.

Dünyadaki petrol ve doğal gaz rezervlerinin yaklaşık dörtte üçüne sahip bölgelerin kavşağında yer alan Türkiye, bölgesel enerji stratejisini geliştirirken, gerek Doğu-Batı, gerek Kuzey-Güney Enerji Koridorları üzerindeki konumumuzun güçlendirilmesi ve ülkemizin bir enerji merkezine dönüştürülmesi hedefi doğrultusunda çalışmaktadır.

Bu çerçevede, hem Türkiye’nin, hem de bölge ülkelerinin enerji güvenliğinin sağlanması bağlamında hayata geçirilen ve üzerinde çalışılmakta olan projeler aşağıda yeralmaktadır:
Türkiye halihazırda, Bakü-Tiflis-Ceyhan (petrol/Azerbaycan), Kerkük-Yumurtalık (petrol/Irak), Mavi Akım (doğal gaz/Rusya), Batı Hattı 1 ve 2 (doğal gaz/Rusya), İran (doğal gaz) ve Bakü-Tiflis-Erzurum (doğal gaz/Azerbaycan) hatlarından petrol ve doğal gaz temin etmektedir.

Güney Gaz Koridoru’nun belkemiğini teşkil eden TANAP projesinin Temel Atma Töreni 17 Mart 2015’te Kars’ta Sayın Cumhurbaşkanımız, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelaşvili’nin himayelerinde gerçekleştirilmiştir.

TANAP Projesi çerçevesinde gazın 2018 yılı sonunda Türkiye’ye, 2020 yılında da Avrupa’ya ulaşması beklenmektedir. TANAP’ın ilk aşamada ŞD Faz II kapsamında üretilecek yıllık 16 bcm doğal gaz ile işlerlik kazanması, gazın 6 bcm’lik bölümünün Türkiye iç pazarına satışı, 10 bcm’lik bölümünün ise Avrupa piyasalarına ihracı öngörülmektedir. 2020’de yıllık 16 Milyar metreküp olacak projenin kapasitesinin, 2023’te 23 Milyar metreküp, 2026’da ise 31 Milyar metreküp seviyesine kadar ulaşması hedeflenmektedir.

Gelinen noktada BOTAŞ, TANAP projesinde %30’luk bir paya sahip olmuştur. TPAO ise gerek Şah Deniz sahasındaki gerek Güney Kafkasya Boru Hattı’ndaki hissesini ’a çıkarmıştır. Böylelikle TPAO sözkonusu sahada (BP’den sonra), BOTAŞ ise TANAP’ta (SOCAR’dan sonra) ikinci büyük ortak konumunu elde etmiştir.

Ülkemiz ayrıca ulusal enerji bileşenine nükleer enerjinin eklenmesi için hazırlıklarını sürdürmektedir. Türkiye’de 2030 itibariyle elektrik enerjisinin en az ’unu nükleer enerjiden karşılanması hedeflenmektedir. Bu çerçevede, ilk nükleer santralin Mersin-Akkuyu’da inşasına başlanmış olup, ikincisinin ise Sinop’ta inşa edilmesi planlanmaktadır.