Yenilenen Mali Ulusal Meclisi

Yenilenen Mali Ulusal Meclisi

Mali Ulusal Meclis Başkanı Sidibe, Kasım 2014'teki Türkiye ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Ulusal Meclisin fiziki ve beşeri kapasitesinin geliştirilmesine yönelik taleplerini dile getirdi. Bu çerçevede Erdoğan'ın talimatıyla inceleme yapacak teknik ekip, Aralık 2014'te Mali'ye gönderildi.

İlk incelemede meclisin fiziki ve teknik altyapısının yetersiz olduğu, buna ilaveten 100 milletvekili için tasarlanan salonda fiilen 147 milletvekilinin çalıştığı belirlendi. Erdoğan'ın talimatı üzerine TİKA, Mali Ulusal Meclisi Genel Kurul Salonundaki seyirci koltuklarını, meclis başkanı kürsüsünü, milletvekili masa ve sandalyelerini, iç kaplamalar, elektrik ve mekanik tesisatları, milletvekillerinin görüşme ve dinlenme alanı olarak kullanacakları fuayenin tadilat ve tefrişatını yeniledi.

Çalışmalar sonucu milletvekili koltuk kapasitesi 160'a yükseltilirken, delege masalarına kartlı oylama butonları, söz isteme butonları ve mikrofonlu delege sistemleri montajı yapıldı. Genel kurul salonunda görüntü almaya yönelik, çözünürlüğü yüksek iki kamera ve buradan alınan görüntünün dışarıya ve perdeye aktarılacağı sistem kuruldu.

Gazetecilerin salona girmeden görüntü ve kayıt alabilecekleri ana dağıtım kortları yapıldı. Sistemin sürdürülebilir olması için özellikle ses, delege sistemi ve yüzde 100 temiz hava dönüşümlü havalandırma ve klima sistemi yapıldı.

Meclisin görevlendirdiği personele, kurulumdan itibaren gerekli eğitimler de verildi. Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, genel kurul ve fuaye salonu yenilenen Mali Ulusal Meclisinin yeni yasama yılının açılışına katıldı. Başbakan Yardımcısı Kaynak, kendi parlamento binası 15 Temmuz'da bombalanmış bir ülkenin milletvekili, Başbakan Yardımcısı olarak, Mali Ulusal Meclisi Genel Kurul ve fuaye salonunun açılışını gerçekleştirmekten onur duyduğunu söyledi. Kaynak, davet dolayısıyla Mali Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita, Meclis Başkanı İssaka Sidibe ve Mali yönetimine teşekkür etti. Meclis üyelerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'ın selamlarını ileten Kaynak, Türkiye'deki anayasa değişikliğine ilişkin halk oylaması dolayısıyla gündemin yoğun olduğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Mali Cumhurbaşkanının davetine, en kısa sürede icabet ederek, ülkeyi ziyaret etmek istediğini belirtti.

Osmanlı'nın Afrika coğrafyasının önemli bir bölümünü yüzlerce yıl adaletle yönettiğini, asla soykırım yapmadığını, asimile etme gayreti ve emperyalist düşünceler içinde olmadığını, hiçbir halkın dinini, inancını, dilini, kültürünü değiştirmeye uğraşmadığını ve bulunduğu yerlerdeki ekonomik zenginlikleri kendi ülkesine götürüp, kalan yerin fakirleşmesine teşebbüs etmediğini anlatan Kaynak, bunun, Türkiye'nin geçmişi için gurur vesilesi olduğunu bildirdi. Kaynak, Türkiye'nin, bugün de devlet olarak, bütün kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle Afrika'ya dost elini uzatmaktan çok büyük mutluluk duyduğunu belirterek, Türkiye'nin kıtada birçok insani yardım ve kalkınma projesi gerçekleştirdiğini, tarımsal kalkınmadan eğitime kadar çok çeşitli projelere destek olduğunu ifade etti.

Bunu, birilerinin Türkiye'yi takdir etmesi, uluslararası platformlarda övmesi için yapmadıklarına işaret eden Kaynak, "Biz, Türkiye'deki kardeşlerinin kalbinin onlar için attığının görülmesini istiyoruz." dedi. Mali'de, uzlaşı ve barışın temini için çalışıldığına değinen Kaynak, bunun gerçekleşmesinin bütün insanlığa fayda getireceğini belirtti. Türkiye'nin tam 33 yıldır bölücü terörle karşı karşıya olduğunu, 30 binden fazla insanını teröre kurban verdiğini hatırlatan Kaynak, Türkiye'nin DEAŞ'ın Suriye ve Irak'ta estirdiği teröre karşı da en büyük mücadeleyi ortaya koyduğunu vurguladı.

Terör örgütlerinin, birçok ülkenin görünür ve görünmez desteğiyle ayakta kalabildiğine dikkati çeken Kaynak, şöyle devam etti: "Din, inanç, renk farklılığı terörün sebebi olarak tahrik ve teşvik edilmektedir. Dünyada yaygın bir kanaat, bir söyleyiş var, 'İslamcı terör'. Barış dini olan İslam ile terör yan yana gelmez. 'Müslüman terör' olmaz, 'İslamcı terör' diye bir şey olmaz. Ama Boko Haram, El Kaide, DEAŞ, El Şebab, PKK, birçok örgüt, maalesef İslam adına terör eylemi ortaya koymaktadırlar. Bunun inancımızla, İslam ile asla alakası yoktur. Bunları kışkırtanlar, bu örgütleri bir maşa olarak kullananlar, tekrarlıyorum, insanların ırk, renk, inanç farklılığını, birçok farklılığını tahrik etmektedirler, onları silahlandırıp, terör eylemi yapmasına katkı vermektedirler.

Ancak şunun unutulmaması gerekir, terör ve terörist bumerang gibidir. Kendisini ortaya çıkaran güçleri de bir gün döner vurur. Terör artık bütün dünyanın en önemli hadisesi haline gelmiştir, gelişmiş Batı ülkelerinde, Londra'da, Paris'te, Brüksel'de, İspanya'da, ABD'de ve bugün Rusya'da, dünyanın her yerinde terör faaliyeti yapma kabiliyetine ulaşmışlardır. Bu örgütlerin elindeki silahlar kim tarafından üretilmektedir? Bu örgütlerin kullandığı silahlar, terörü önlemek için dünya coğrafyasına dağılmış büyük devletlerin ürettiği silahlardır."

Başbakan Yardımcısı Kaynak, Suriye ve Irak'ı işgal eden DEAŞ terör örgütüne karşı 65 ülkenin koalisyon kurduğunu ancak sahada neticeyi, terörden çok çeken Türkiye'nin aldığını belirtti. Türkiye'nin, Suriye sınırında bir alanı terör unsurlarından temizleyerek, asıl sahiplerine, Suriyelilere teslim ettiğine dikkati çeken Kaynak, "Terörden çok canı yanan bir ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti, Mali'nin de diğer dost ülkelerin de terörle mücadelesine katkı vermeye hazırdır." diye konuştu.

İnsanlar arasında ırk, dil, din farkı görmediklerini belirten Kaynak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bana koyu tenli insanları sorarsanız, aklıma peygamberimizin müezzini Bilali Habeşi gelir. Bir büyük boksör, bir büyük insan Muhammed Ali gelir, Malcolm X gelir. İnsanların dilini, ırkını, rengini yaratıcımızın, Allah'ın ayetleri olarak görüyoruz. Allah böyle dilemiş, böyle yaratmıştır. Biz insanı yaratılmışların en şereflisi olarak görürüz. Nerede bir mazlum varsa, nerede ihtiyaç içinde bir insan varsa Türkiye Cumhuriyeti olarak orada olmak isteriz. Bize Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilen emir bu şekildedir."

Afrika kıtasının çok mazlum, geçmişte zulüm görmüş insanların ülkesi olduğunu söyleyen Kaynak, Somali'de açlık ve kuraklığın yüz binlerce insanı ölümle karşı karşıya getirdiğini hatırlattı. Türkiye'nin şu anda Afrika'nın 39 ülkesinde büyükelçiliği bulunduğunu, kıtanın tamamında TİKA ve diğer kuruluşlar vasıtasıyla insani yardımlar koordine ettiğini anımsatan Kaynak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dünya beşten büyüktür" sözünü aktardı. "Dünyada beş ülkenin hegemonyasının ve bu beş ülke taraftar olursa zulmün, terörün durmasının, aksi halde durmamasının Türkiye tarafından kabul edilemeyeceğini" vurgulayan Kaynak, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatının dönem başkanı ve uluslararası birçok kuruluşun etkin üyesi olarak Afrika'daki her devlet ve halkın hep yanında olacağını bildirdi.